HaberlerSon Dakika Gelişmeleri

Ankara’yı Sarsan O Baskın Sonrası İmralı’dan İlk Çıkış

Siyaset kulislerini sarsan sıcak gelişmenin yankıları büyüyor. İmralı zirvesinden sızan tarihi açıklama tüm dengeleri kökünden değiştirecek mesajlar barındırıyor. İşte nefes kesen o detaylar...

Siyaset arenasında kartların yeniden karıldığı, başkent kulislerinin adeta alev aldığı son derece hareketli günler yaşanıyor. Ana muhalefet partisinin genel merkezinde meydana gelen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran sıcak gelişmelerin ardından, tüm gözlerin çevrildiği kritik bir noktadan çok konuşulacak hamle geldi. Ülke gündemini derinden sarsan bu çarpıcı olayların yankıları sürerken, yapılan en son üst düzey görüşmenin ardından sızan detaylar, tüm dengeleri etkileyecek nitelikte görünüyor. Herkesin büyük bir merakla beklediği ve satır aralarında çok hayati mesajlar barındıran bu yeni açıklama, önümüzdeki dönemin siyasi yol haritasına dair ezber bozan ipuçları içeriyor.

Yaşanan bu hareketli sürecin perde arkasında, İmralı heyetinin 24 Mayıs tarihinde gerçekleştirdiği kritik ziyaret yer alıyor. Yapılan bu yüz yüze görüşmede, Ankara’da ana muhalefet partisinin genel merkez binasında yaşanan, kapıların kapatılması, kolluk kuvvetlerinin mahkeme kararı doğrultusunda müdahalesi, göz yaşartıcı gaz ve copların kullanılmasıyla sonuçlanan gerilim masaya yatırıldı. Abdullah Öcalan, başkentte infial yaratan bu sıcak gelişmelere karşı sessizliğini bozarak, son derece net değerlendirmelerde bulundu. Siyaset arenasındaki bu son düğümün, ülkenin genel demokratik işleyişindeki aksaklıklarla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

Yapılan açıklamada en dikkat çekici nokta, ana muhalefet partisinin binasına yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesine gösterilen sert tepki oldu. Öcalan, yaşanan sıra dışı manzarayı hedef alarak, bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir, sorusunu yöneltti. Ortaya çıkan bu tablonun, aslında cumhuriyetin temelinde yer alması gereken demokrasi ilkesinin ciddi bir yoksunluğundan kaynaklandığını savundu. Siyasi partilere yönelik bu tarz sert uygulamaların, demokratik teamüllerle hiçbir şekilde bağdaşmayacağının altını çizdi.

Demokrasi kavramının hafife alınmaması gerektiğine vurgu yapılan değerlendirmelerde, bu kavrama adeta bir lüks, demagoji ya da lafazanlıkmış gibi yaklaşılmasının, çok vahim sonuçlar doğuracak büyük bir hata olduğu aktarıldı. Günümüzde cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmenin, her şeyden daha büyük bir aciliyet taşıdığı belirtildi. Toplumun hayatın her alanında; etik, siyasal, hukuksal ve ekonomik açılardan muazzam bir sıkışmışlık ve daralma yaşadığı, bu nedenle çözüm odaklı süreçlerde ısrarcı ve hızlı olunması gerektiği ifade edildi. Büyük öfkelerle yüklü olan kitleleri dönüştürebilmek için, mutlaka büyük düşüncelere ve köklü etik değerlere ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Görüşmenin satır aralarında sadece iç siyaset değil, dış dünyadaki tehlikeli gidişat da geniş yer buldu. Orta Doğu konjonktürünün, her an her şeye gebe olan istikrarsız yapısına dikkat çekilerek, özellikle İran ve İsrail gibi devletlerin politikalarının giderek katılaştığı ve gelecekte daha da sertleşeceği öngörüsünde bulunuldu. Bölgede milliyetçiliği körüklemenin, ayrışmaları derinleştirmenin ve mikro-milliyetçilikleri büyütmek suretiyle parçalanmayı geliştirmenin, tüm halklara büyük zararlar vereceği hatırlatıldı. Bu doğrultuda, coğrafyadaki riskli gelişmeleri önceden gözetip engelleyecek, kanlı hesaplaşmaların önüne geçecek kapsamlı bir süreç çalışmasının yürütüldüğü paylaşıldı.

Sürecin başarıya ulaşması ve kalıcı hale gelmesi için, çok somut bir hukuki adımın atılması gerektiği açıkça ifade edildi. Atılan adımların ve yürütülen faaliyetlerin, mutlaka yasal bir temele kavuşturulmasının hayati önemde olduğu, sürekli bir beklenti hali içinde kalmanın, sadece yeni riskler ve tehlikeler üreteceği uyarısı yapıldı. Kaybedecek zamanın kalmadığını belirterek, tüm siyasi aktörlerin tarihi bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği söylendi. Bu noktada özellikle meclis çalışmalarının bu hassasiyetle yürütmesi gerektiğine işaret edilerek, parlamento zemininde hazırlanacak çerçeve bir yasanın, tüm demokratikleşme hamlelerinin adeta kök hücresini oluşturacağı beyan edildi. Yasal düzenlemelerin, ülkeyi gerçek anlamda pozitif bir inşaya ve demokrasi çarkının doğru döndüğü bir iklime sokacağı aktarıldı.

Açıklamanın son bölümünde ise hedeflenen nihai sonucun; cumhuriyeti tamamen demokratik bir içeriğe, kültüre kavuşturmak ve bunları sağlam bir hukuk sistemyle güvenceye almak olduğu tarif edildi. Demokratik cumhuriyete entegrasyonun asıl anlamının bu olduğu, yıllardır ülkeyi kilitleyen kronik bir sorunun ve bu sorundan kaynaklanan şiddet öğelerinin, sistemli bir çözüm modeliyle tamamen aşılmaya çalışıldığı belirtildi. Bu tarihi eşikte, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne katkı sunması için herkese açık bir çağrıda bulunulurken; gelecek her türlü öneri, eleştiri ve katkının, en titiz şekilde değerlendirileceği ilan edildi. Bu kritik dönemde barışa ve demokrasiye verilen destekler takdir edilerek, tüm süreç paydaşlarına selam iletildi.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın